Pazartesi, Ekim 10, 2016

Fatih TerimSon!

Fatih hoca twitterde İzlanda maç sırasında yine TT olmuştu, ama bu sefer derin bir gönderme ile…
Twitter kullanıcıları, Terim’in sonuna SON eklemişti: Fatih Terimson
Bu tepki ülke genelinde Fatih hocanın kredisinin ne düzeyde olduğunun göstergesi…
“Türk futbolunda çok önemli başarılara imza atmış bir futbol adamının böyle bir durumu hak ediyor mu?” sorusunun karşılığı ortada.
Kimse geçmişte yaptıklarınıza bakmıyor, bugün ne durumdasınız ve yapacaklarınız için duruşunuz, kararlarınız, açıklamalarınız, söyleyeceğiniz tek bir kelime ve samimiyetinizin gerçekliği ya da samimiyetsizliğinizin yarattığı negatif enerji, kaderinizi de belirliyor!
Fatih Terim ise kendi kaderini kendi belirliyor ve söylem ve davranışlarıyla ülkenin en nefret edilen kişisi olma yolunda emin adımlara ilerliyor.
Türkiye beklenildiği gibi (en azından ben bekliyordum) İzlanda’ya yenildi.
Şanssız goller mi yedi?
E ama Hırvatistan’da direklerin yanınızda olduğunu unutmamak gerek. Onlar ne kadar şans ise İzlanda’nın attığı goller de İzlandalılar için şans…
Hırvatistan maçında direkte dönen toplar Hırvatlar için nasıl şanssızlıksa, son maçta bizim için şanssızlıktı elbet!
Yani “kedi her zaman kaymak yemez” ya da “her zaman papaz pilav yemez” demek de mümkün.
İzlanda 325 bin nüfuslu mini minnacık bir ülke.
Karşısında 80 milyonluk bir dev(!)
Mini minnacık bu ülke, Türkiye’yi mi yendi, yoksa Fatih Terim’in kaprisleriyle tükettiği bir karma takımı mı?
Elbette ki Türkiye’yi yendi?
Nasıl yendi?
Aslanlar gibi yendi, çatır çatır oynayarak yendi.
Koşarak yendi, rakibe alan daraltarak yendi…
Mesela dakikalar 90’ı gösterdiğinde İzlandalı futbolcular, topu alan rakip oyuncuya aynı anda üç kişi ile baskı yapıyorlardı.
İşte aslında bu görüntü her şeyi özetliyordu.
Fatih hoca, Ukrayna’ya karşı çift santrfor ile maça başlama hatasını yaparken, İzlanda’ya karşı ise santrforsuz çıkarak, hem rakibinden ne kadar çekindiğini göstermiş oldu, hem de maçta tek puan hesapladığını…
Bu tercih gol atma umutlarımızı da peşinen yok etmişti.  
Yediğimiz saçma sapan gole kadar da aslında “bir puanlık plan” tutmuş, iyi gibi oynadığımız anlarda ataklarımız pivot santrfor eksikliği nedeniyle sabun köpüğü gibi eriyordu.
Takımda, şu kötü oynadı bu iyi oynadı, durumu da yok ama Emre Mor’a kesinlikle, bir paragraf açmak lazım.
Yazık olacak Emre’ye…
 “İyi oynayacam” diye yırtındı durdu ama kontrolsüzlüğü hem kendine hem de takımına büyük zarar verdi. Aslında onunda kabahati yok, çünkü bu yaşta, bu durumda, o fizikle, ulusal takımın ileri ucunda, İzlandalı 1.90’lık savunması arasında harcandı gitti…
Ne zaman pas vereceğini bilmiyor, ne zaman şut çekileceğinden bi haber, tek kelimeyle amatör küme topçusu konumuna düştü. Ona hatalarını söyleyecek, ne yapması gerektiğini gösterecek kimse olmadığı için, korkarım harcanıp gidecek.
Fatih hocanın aslında ona iyilik değil kötülük yaptığını iyice düşünmeye başladım.
Ve Dortmund teknik direktörü Thomas Tuchel’in Emre’yi neden sürekli ilk on birde oynatmadığını daha iyi anlıyorum…
Nitekim sonuç olarak İzlanda bizi yine yendi.

Biz de, kardeş ülke Kosova ile birlikte kardeş kardeş, puan sıralamasının dibine altlı üstlü çakılmış olduk.


Hiç yorum yok: